Hak Temelli Bir Sahnede Çocuk (ların) Tiyatrosu’nun ve Performans Sanatı’nın Karşılaşması

Çocuklara estetik zevk, sanatsal ifade ve sosyal gelişim açılarından yararlı olan sanat dalı olarak çocuk tiyatrosu, okul tiyatrosu ve eğitimde tiyatro biçimlerinde uygulamaya konulmuş başlı başına bir sanat alanıdır. İşlevi açısından çocuk tiyatrosu, estetik özelliklerinin ötesinde eğiticilik işlevini de üstlenmektedir. Estetik ve etik değerlerle sanatsal nitelik kazanan çocuk oyunlarının eğitim ortamlarında kullanımı, çocuk tiyatrosunun uygulanışından başka bir şey değildir (Maden, 2010, s. 235). Çocuğun yetişkinden farklı olduğunun bilincinde gerçekleşen çocuk tiyatrosu eylemi, çocuğun dış dünyada yer alan öteki benliği özümsemesini güçlendirir. Bu eylem içinde salonda, sınıfta veyahut farklı sanatsal mekânda bulunan her çocuk tekâmül seyri içinde bulunmaktadır. Her biri kendi kendini anlamak; bedenî, ruhi, içtimai bakımlardan gelişmek hususunda kuvvetli bir arzuyla dünyaya gelmişlerdir. Önce her şeyi tatmak, sonra her şeyi ellemek, daha sonra da her şey olmak ister[1]. Çocuklarla ilgili çalışmaların temeli ‘çocuğa göre’lik ilkesi üzerine kurulmalıdır. Özellikle okul öncesi dönemde ve ilköğretim yıllarının başında çocukların hareket isteği ağır basmaktadır. Çocuklarla yapılacak olan sanatsal faaliyetler, çocukları duyarlı bir birey olarak düşünmeye teşvik ettiği gibi hareket isteklerinin doyurulması, beden farkındalığının geliştirilmesi gibi önemli roller de üstlenmektedir. Çocukların etkin bir zihinsel faaliyet sürecine girebilmesi için fiziksel olarak da bu sürece hazırlanması gerekmektedir. Sanat eğitimi bir bütünlük içermektedir. Zihnin ve bedenin etkin bir şekilde birlikte koordine olduğu çalışmalarda çocukların aktif ve katılımcı olabildiği bir ortam doğabilir. Joyce dansın hedeflerini üç boyutta incelemektedir:


Fiziksel hedefler:

1- Etkin statik ve dinamik beden mekaniği,

2- Hareket farkındalığı ve kontrolü,

3- Esneklik, güç, koordinasyon ve dayanıklılık ve bunlar sayesinde bedenin hareket kapasitesini genişletmek.


Zihinsel hedefler:

1- Zaman aralıklarını ve saymayı kavrama,

2- Mekân aralıklarını, yönleri, dizaynı ve bunların bedenle olan ilişkilerini kavrama,

3- Hareketin fiziksel kanunlarını anlama: hız, hareketsizlik, yerçekimi ve etki tepki (güç ilişkisi),

4- Konsantrasyon, hatırlama, kelimelerle ifade etme, hayalinde canlandırma,

5- Problem çözme.


Ruhsal hedefler:

1- Katılma, istek duyma,

2- Zevk alma, yapma,

3-Gerginliği düşürme,

4- Hissetme, ifade etme,

5- Sosyalleşme, meydan okumalarla karşılaşma, risk alma, iç-disiplin, başkalarıyla çalışma, başkalarına ve kendine saygı duyma (Tokinan, 2008, s. 11).


Muzaffer İzgü'nün kaleminden 'Kuklacı Çocuklar' kitabı çocukların tiyatrosu için katılımcı bir performans örneği olarak okunabilir.

Çocukların bedensel, zihinsel, ruhsal bütünlüğünün bir arada gelişmesinin hedeflenmesi çocuğa göreliği yansıtmaktadır. Çocuğun ihtiyacı olan bir bütünlüğün ifade edilişidir. Çocuğa ait zihinsel yapılanma esasen onun ruh sağlığını, sosyal ve duygusal gelişimini, düşünce alışkanlıklarını kast etmelidir. Çocuk tiyatrosunun en önemli hedeflerinden biri çocukları ruhen geliştirmektir. Bunun için de, dünyayı tüm karmaşıklığı içinde çocuklara açmak gereklidir. Dünyamızdaki güzellikleri gösterirken çirkinlikleri de ele almalıyız, doğruları verirken yanlışları da vurgulamalıyız. Bu bağlamda çocuk tiyatrosunun ne anlama geldiğinin açıkça bilinmesi gerekmektedir. Çocuk tiyatrosunun, çocukların bilmek istedikleri her konuya açık olması, ilerde daha sağlıklı insan ilişkilerinin oluşmasına yardımcı olacaktır (Nutku, 2006, s. 143, 144). Yetişkinlerin çocuklara yaptığı çocuk tiyatrosunun en belirgin özelliği, sahnede büyüklerin oynaması ve çocuğun dünyasını büyüklerin, oyun yoluyla anlatması, aktarmasıdır. Bu tiyatro türünde çocuk izleyici edilgen bir durumdadır ve kendisine sunulanı izlemektedir (Adıgüzel, 2016, s. 254). Oysa yetişkinin merkezde olduğu çocuk tiyatrosunun aksine çocukların tiyatrosu, bizatihi çocuğu üreten ve sergileyen konuma yükselten niteliğiyle öne çıkmaktadır. Böyle olduğu ölçüde de çocuğa görelik ilkesine can verip çocuk katılımcılığını da desteklemektedir. Çocukla ilgili ele alınan hedeflerin ve kazanımların çocuk hakları doğrultusunda ilerleyebilmesi, çocuğa göreliğin benimsendiğinin bir göstergesidir. Çocuk, bedensel ve ruhsal gelişimini henüz tamamlamamış olmasından hareketle özel politikalara ihtiyaç duyar. Henüz gelişimini tamamlamamış olmaları çocukları bir risk grubu haline getirmektedir. Çeşitli istismar biçimlerine karşı kendini koruma olanağından yoksun bulunan çocukların öncelikle beden ve zihin bütünlüğünün korunması bu bakımdan toplumla birlikte devletin de görevi olarak kabul edilmektedir[2]. Çocuk hakları, Avrupa Konseyi’nin ifadesiyle “çocukların insan hakları”, çocuğun fiziksel, zihinsel ve ruhsal gelişimini henüz tamamlamamış olmalarından hareketle özel korumaya gereksinim duymalarının bir sonucu olarak uluslararası kuruluşların girişimleriyle geliştirilmiş ve ulusal mevzuatlarca da tanınmış temel haklardır. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre ise herkese tanınan insan haklarına ek olarak çocuklara tanınan bazı özel haklar çocuk haklarıdır (Banu Karakaş, 2016, s. 890). Çocuk Hakları Sözleşmesi ilkeleri; ayrımcılığın önlenmesi, eşitlik, adalet çocuğun yüksek yararının gözetilmesi, çocuklara sevgi, hoşgörü, çocuğun kendisiyle ilgili süreçlere katılımı ve görüşlerinin alınması boyutlarını içerir. Çocuğun yaşama hakkı, güvenli yaşama hakkı, yaşamını sürdürme ve geliştirme hakkı temel haklarıdır. Diğer deyişle; yaşama, gelişme, korunma, bakım ve katılım hakları çerçevesinde çocukların yaşam standartları tanımlanmıştır (CILGA, 2001). Taraf devletler, çocuğun kültürel ve sanatsal yaşama tam olarak katılma hakkına saygı duyarak tanırlar ve özendirirler ve çocuklar için, boş zamanı değerlendirmeye, dinlenmeye, sanata ve kültüre ilişkin (etkinlikler) konusunda uygun ve eşit fırsatların sağlanmasını teşvik ederler (Şirin, 2011, s. 133) Çocuğun bir birey olarak içinde yer aldığı toplumlarda kararlara katılması aynı zamanda bir çocuk hakkıdır.

UNICEF'in hazırladığı 'Çocuk Haklarına Yolculuk' el kitapçığı çocukların dilinden çocuk hakları maddelerini açıklamaktadır.

Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 12. maddesinde çocukların kendilerini ilgilendiren kararlara katılma hakkına yer verilmiştir. Kararlara katılma davranışına sahip olan çocuklar, ileriki yaşamlarında daha doğru kararlar verir ve yaşamlarını daha etkin bireyler olarak sürdürebilirler. Bu nedenle, eğitim süreci çocukların kararlara katılma davranışı kazanmalarını sağlayabilmelidir. Çocukların karar alma süreçlerine katılımı onların öz saygı geliştirmesi açısından önemlidir. Çünkü kararlarının sorulduğunu ve uygulamalara yansıdığını gören çocuklar değer verildiklerini hisseder, düşüncelerine önem verildiğini görür ve alınan kararların uygulamasında daha katılımcı olur. Okul öncesi dönemde çocukların kararlara katılma davranışını kazanması ileride yer aldığı toplumlarda alınan kararlara katılma konusunda daha istekli olmalarını sağlar ve daha etkin bir kişilik kazanmalarına olanak verir. (Şefik Yaşar, 2008, s. 83,84). Çocuğun zihinsel ve ruhsal süreciyle kendini bir birey olarak görebilmesi açısından çocuk için katılımcılık önem taşımaktadır. Çocuk, kültür ve sanat eylemlerine ihtiyaç duyduğuna göre, bu ihtiyacını karşılayabileceği zeminde hem eylemsel (hareket), hem zihinsel (ruhsal) hem de sürecin aktif bir parçası olarak yer alması gerekmektedir. Bir sosyal etkinlik olarak yapılan tiyatro çalışmaları, katılımcıların her birine, sorumluluk alma ve sorumluluk verme, grup içinde kendini doğru ifade edebilme, başkalarını dinleme, çevresinde olanlara karşı duyarlılık kazanma, empati kurabilme gibi özelliklerle öğrencinin kişisel gelişimine önemli ölçülerde katkıda bulunur (Kuyumcu, 2010, s. 156,157). Var olanla var olması gereken arasındaki farkı kendince de olsa bulup çıkarabilen çocuğun ruh sağlığını koruyacak en güçlü toplumsal kurumlardan biri de çocuk tiyatrosudur. Bu nedenle, çocuk tiyatrosu da çocukların kişisel ve toplumsal sorunlarını dramatik bir anlatım içinde çözümleyerek onların tiyatro yolu ile sorunlarından arınmalarına, kişisel sorun ve üzüntülerinden kurtulmalarına yardımcı olmalıdır (Özertem, 1979, s. 18). Bu açıdan bakıldığında çocuk tiyatrosunun zihinsel ve ruhsal açıdan çocuğun dünyasında güçlü bir etki yaratabileceği görülmektedir. Bu zihinsel öğenin çocukta dönüştürücü bir etki yaratabilmesi için çocuğun pasif bir izleyici olmasından ziyade bir sanat eyleminin parçası, hatta üreticisi olabilmesi önem taşımaktadır. Çocuğun, bir fikri ya da eylemi sahiplenebilmesi için, o sürecin aktif parçası olması gerekmektedir. Sadece çocuğun izleyeceği kişilerin performansına dayalı gösterilerden değil, çocuğun kendi performansının da farkına varabileceği bir etkinlikten bahsedilmektedir. Çocuklar bir hikâye okuduklarında onu zihinlerinde resmederler ve kişisel olarak metinle bağ kurarlar. Çocuklara sesli okuma yaptığımızda ya da hikâye anlattığımızda, bizim sesimiz onların zihinlerinde, hikâyenin diyalogları hayat bulacak şekilde yankılanır. Ancak çocuklar kendileri hikâye anlattıklarında onlar hikâyeyi duyar, görür ve onu yaşarlar. Onlar kendileri hikâye olur. Çocuklar bir karakterin dışarıya çıktığında nasıl hissettiğini bilirler çünkü kısa bir süre için de olsa karakterin vücudunda hayat bulurlar. Onlar hikâye anlatmayı severler. Sıklıkla en utangaç çocuklar bile başka bir karakterle oynama şansı yakaladığında neşe saçarlar (Freeman, 2007, s. 189). Dolayısıyla herhangi bir sanat gösterisinde çocuğun ‘katılma’ eyleminin desteklenmesi önem taşımaktadır. Çağdaş kapitalizm, eyleme geçme gücünden mahrum, edilgin özneler üretmektedir (Gen, 2015). Sosyal bilimciler, sanatsal etkinliklerin toplumsal alanda yarattığı dönüştürücü etkileri gözlemlemeye devam etmektedir. Katılımcı sanat çalışmalarının, gerek sanatsal alanda gerekse sosyal sorumluluk çalışmaları kapsamında, sayıca artması ve yaygınlaşması sosyal bilimcilerin bu alana duyduğu ilgiyi artırmış görünmektedir. Kelly‟nin ifadesine göre, katılımcı sanat, etkileşimli, ilişkisel, kooperatif, aktivist, diyalojik ve topluluk temelli sanat da dâhil olmak üzere, çakışan başlıklar altında tanımlanmaktadır. Bazı durumlarda, bir dizi katılımcı insan tarafından sanat eseri yaratır; diğerlerinde ise katılımcı eylemin kendisi sanat olarak tanımlanır (Taşkaya, 2017, s. 406).


Çocuğun katılımcılığını zihinsel olarak deneyimleyebilmesi, düşünme becerilerini ortaya koyması ile birlikte eylemsel olarak da sürece dahil olmasının sonucunda, zihin, beden-hareket ve müzik ögeleri bu performans sürecinin sanatsal bileşenleri olarak kendini göstermektedir. Dolayısıyla çocuk tiyatrosunun hem katılımcı sanat anlayışıyla ilerlemesi hem de çocuğa göreliğe ilke edinebilmesi için bu ögeleri içerisinde bulundurması gerekmektedir. Bu açıdan düşünüldüğünde, çocuk tiyatrosunun performans sanatı dilinden konuşulabilmesi mümkün gözükmektedir. Bu noktadan sonra, çocukların performansını içeren katılımcı süreç çocukların tiyatrosu olarak da değerlendirilebilir. Performans sanatı müzik, dans, drama ve tiyatro gibi disiplinlerden beslenmiş ve onları beslemiştir. Esnek yapısı itibariyle sınırları erimiş ve bu disiplinlerle performans sanatı birbirinin içine karışmıştır. Onu diğer disiplinlerden ayıran en belirgin özelliği, bir tiyatro gibi koreografi içermemesi, sahne ve belirli bir mekân olmaksızın her yerde hayat buluyor olmasıdır. Müziği içerisine dâhil edebilmektedir fakat müzik sanatından farklı olarak notalara, sesin özelliklerine yoğunlaşmaz. Kavramsal bir takım neden ve sorunlardan hareketle seyirciyi de işin içerisine katma amacındadır. Her an her yerde hayat buluyor olması ile hayat arasındaki sınırları yıkmaktan yanadır (Ayteş, 2014, s. 206). Tiyatronun kendisi kapsayıcı bir sanat dalı olduğu gibi çocukların tiyatrosu da bundan ayrı bir şey değildir. Birçok sanat alanıyla iç içe olabilecek tiyatro, çocuklara göre var olacağı için daha çok diğer sanat dallarından beslenmelidir. Performans sanatı ve tiyatronun farklı disiplinlerden oldukça yararlandığı açıktır. Performans sanatının ögeleri, çocuk tiyatrosunu çocukların tiyatrosuna dönüştürebilecek itici bir güce sahiptir. Fakat burada sorulması gereken asıl soru şudur: ‘Çocukların tiyatrosuna performans sanatı gözüyle bakabilmek ne demek?’ Alt yapısında psikolojik, sosyolojik değerleri bulundurması gereken zihin ve sözel olmayan ifadeleri destekleme gücünü bulan bir ifade aracı olan bedenin çocukların tiyatrosunda performans sanatına yaklaşması tam olarak nerede ortaya çıkmaktadır? Çocuk tiyatrosundaki gibi sınırların çizilmesi gibi bir amaçtan ziyade çocuğun kendine özgür bir doğası olduğu gerçeğini çocuk hakları çerçevesinde kabullenmek ve bu kabullenişle birlikte katılımcı bir çocuk performansını gözden kaçırmamak gerekmektedir. Çocuğun katılımcılığını destekleyen performans, zihin-beden-hareket ve müzik öğeleri ile çocuğa göreliği yansıttığında, çocuğun kendine göre oyun içeren farklı bir ifade biçimi doğacaktır. Daha önceden tahmin edilemeyen katılımcı bir performansla çocuk; müzik ve hareket öğeleri sayesinde zihin ve bedeni ile katıldığı eylemin içinde tekrar edilmesi mümkün olmayan sanatsal bir üretim yaratacaktır. Çocuğun bu katılımcı sanat temelinde yarattığı hareketlerin, eylemlerin, konuşmaların, müzik ve dans öğelerinin sanatsal değerinin tartışılmasından ziyade, yaratımın kendisinin kuramsal açıdan bir performans sanatı gözüyle düşünülmesi önerilmektedir. Bu süreçte çocuklara performansla ilgili karar almada izin verilir ve onlara ürettiklerinin nitelikleri üzerinde çalışmaları öğretilir. Ancak üretim sadece araçsaldır ve bunun değeri performansı sergileyen çocukların bizzat kendisindedir (Eggers & Eggers, 2010, s. 11).


KAYNAKÇA


Adıgüzel, Ö. (2016). Eğitimde Yaratıcı Drama. Ankara: Pegem.

Ayteş, E. (2014). Kavram ve Eylem Boyutuyla Performans Sanatı. Edirne: Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Güzel Sanatlar Eğitimi Anabilim Dalı Resim İş Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi.

Banu KARAKAŞ, Ö. C. (2016). ÇOCUK REFAHI: ÇOCUK HAKLARI PERSPEKTİFİNDEN BİR DEĞERLENDİRME. Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 887-906.

CILGA, İ. (2001). Demokrasi İnsan Hakları Kültürü ve Çocuk Hakları. MİLLİ EĞİTİM DERGİSİ.

Eggers, K., & Eggers, W. (2010). Children's Theater. London: The Scarecrow Press.

Freeman, J. (2007). Once Upon a Time: Using Storytelling, Creative Drama and Reader's Theater with Children in Grades PreK-6. London: Libraries Unlimited.

Gen, E. (2015). Katılımcı Sanatın Açmazları. e-skop Sanat Tarihi Eleştiri, 35-45.

Kuyumcu, N. (2010). EĞİTİMDE TİYATRO ve GENÇLER. Ç.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 19(1), 156-165.

Maden, S. (2010). Türkiye'de Çocuk Tiyatrosu Düşüncesi ve Öz Tiyatro. e-Journal of New World Sciences Academy Social Sciences, 5(3), 234-246.

Nutku, Ö. (2006). Oyun, Çocuk, Tiyatro. Ankara: Özgür Yayınları.

Özertem, T. (1979). Türkiye'de Çocuk Tiyatrosu. Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları.

Şefik Yaşar, K. S. (2008). Okul Öncesinde Demokrasi Eğitimi ve Çocuk Hakları. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Yayını.

Şirin, M. R. (2011). Her Çocuk Haklarıyla Doğar! Resimli Çocuk Hakları Kültürü Kitabı. 1.Türkiye Çocuk Hakları Kongresi (s. 1-178). İstanbul: Çocuk Vakfı Yayınları.

Taşkaya, M. (2017). Katılımcı Sanatın Dönüştürücü Etkisi: Kadınların Tiyatro Deneyimi. Mediterranean Journal of Humanities, 403-421.

Tokinan, B. Ö. (2008). Yaratıcı Dans Etkinliklerinin Motivasyon, Özgüven, Özyeterlik ve Dans Performansı Üzerindeki Etkileri. İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Güzel Sanatlar Eğitimi Anabilimdalı.

[1] Taşer, S., (1953). Tiyatro Meseleleri, Ankara: Buket Matbaası’dan aktaran Maden, S. (2010), Türkiye’de Çocuk Tiyatrosu Düşüncesi ve Öz Tiyatro, e-Journal of New World Sciences Academy, 5 (3), 234-246.


[2] ASPB, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, (2013). Ulusal Çocuk Hakları Strateji Belgesi ve Eylem Planı 2013-2017(2013). Ankara ‘den aktaran Karakaş, B. Çevik, Ö.C., (2017), Çocuk Refahı: Çocuk Hakları Perspektifinden Bir Değerlendirme, Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi 18/3, 887-906.


Gül ÇANDIR SAÇ

Ankara Üniversitesi

Güzel Sanatlar Eğitimi (Doktora)

263 görüntüleme

50420 Mustafapaşa

Ürgüp

Nevşehir

Türkiye

Tel: +90-505-662 9168

Fax: +90-384-353 5125

  • Facebook Sosyal Simge
  • YouTube - White Circle
  • Twitter
  • White Instagram Icon

© 2018-2020. Sitede kullanılan materyal telif hakkı ile korunmaktadır.